1. Bangladeş çok mu uzak?
  2. Korkunç giysiler giyiyor olabilirsiniz, nasıl mı?
  3. Made in Bangladesh etiketi niye önemli?
  4. Bangladeşte üretilmiş tüm giysilerin aynı kötü koşullarda üretildiğinden emin misiniz?
  5. Bangladeşli İşçiler tehlikeli işyerlerinde çalışmayı reddetseler?
  6. Peki bu kadar büyük bir problemin çözülme ihtimali var mı, gelişmeler neler?
  7. “Bangladeş Bina ve Yangın Güvenliği Anlaşması” (BBYGA) İşçilerin Çalışma koşullarında gerçekten bir iyileşme sağlayacak mı?
  8. Markalar bu anlaşmaya uymazsa ne olur?
  9. Peki kazalardan geride kalanlara ne oldu?
  10. Peki Türkiyeli-Yerli firmalar Bangladeş’te üretim yapıyorlar mı?
  11. Türkiyeli-Yerli markalardan “Bangladeş Bina ve Yangın Güvenliği Anlaşması” (BBYGA) nı imzalayan bir marka var mı?
  12. Belki de Türkiyeli markaların bu anlaşmadan haberi olmamıştır?
  13. Yanıt vermelerinin, anlaşmayı imzalamalarının bir yolu bizim yapabileceğiz bir şey var mı?
  14. Bunu nasıl yapabilirim?

 

 

  1. Bangaldeş çok mu uzak?

Hayır! Sandığınızdan Daha Yakın,

Giydiğiniz gömlek pantolon, tişört kadar size yakın.

Bugün giydiğiniz tişört pantolon ya da en sevdiğiniz gömleğin üzerinde kan lekeleri olabilir. Severek beğenerek aldığınız bu giysiler insan bedeninin yanmış kokusunu taşıyor olabilir. Onları üreten işçilerin 38 dolar kıymet biçilen hayatlarını, alın terleri, çaresizliklerini geride kalan çocuklarının çığlıklarını ve sokağa atılma korkularını giyiyor olabilirsiniz .

  1. Nasıl mı?

Bangladeş dünya hazır giyim üretiminde Çin’den sonra ikinci sırada yer alan ülke. Markaların kendilerine ait fabrikaları yok genellikle. Neredeyse tüm markalar modellerini hazırladıkları giysi siparişlerini Bangladeş’teki fabrikalara veriyorlar. İster uluslararası ister yerli bir markadan alışveriş edin Bangladeş’te üretilmiş bir giysi almış olma ihtimaliniz çok yüksek. Kısaca “Made in Bangaldesh” ya da “Bangaldeşte üretilmiştir” yazan tüm ürünler Bangladeşli işçiler tarafından üretiliyor.

  1. Made in Bangladesh etiketi niye önemli?

Muhtemel ki sizin de giysileriniz de aylık 38 dolara çalışan işçiler tarafından üretildiği Bangladeş’te , bundan altı ay önce 24 Nisan 2013 de, başkent Daka’da 8 katlı bir bina olan Rana Plaza çöktü. Rana Plaza bu amaçla yapılmasa da içerisinde pek çok tekstil atölyesini barındırıyordu. Binanın çöktüğü sırada içeride kaç işçi var bilinmiyor ama bildiğimiz şu ki bu tarih en büyük iş kazasında şu ana kadar 1132 işçi can verdi ve 1650 işçinin yaralanma sebebiyle hastanelere başvurdu. Muhtemelen sizin de giydiğiniz yahut bildiğiniz ve sevdiğiniz bir marka burada üretiliyordu[1]. Eğer Rana plazada üretilmiyorsa ona çok benzeyen başka bir binada.

  1. Bangladeşte üretilmiş tüm giysilerin aynı kötü koşullarda üretildiğinden emin misiniz?

Evet. Zira ortada yapısal bir problem var.  Rana Plaza felaketi Bangaldeşte meydana gelmiş en büyük iş kazası olmasına rağmen bir ilk değil. Buna benzer pek çok önlenebilir iş cinayeti meydana geldi. 24 kasım 2012 tarihinde Rana plazanın çöküşünden tam tamına beş ay önce Tazreen adlı fabrikada bir yangın meydana gelmişti. Tazreen fabrikasındaki bu yangında 112 işçi yanarak can vermiş ve 125 işçi de yaralanmıştı. 2005 de spectrum fabrikasının çökmesinin ardından işçi hakları konusunda çalışan pek çok organizasyon, sendika ve işçilerin kendileri, organizasyonlar kaçak yapılmış ruhsatsız aşırı kalabalık fabrikalara, böylesi fabrikalardaki güvensiz elektrik döşemelerine, acil çıkışların, yangına karşı korunma, müdahale ekipmanlarının ve eğitiminin yokluğuna dikkat çekiyorlardı. Yasak kat çıkılmış ve fabrika olarak inşa edilmemiş fabrikalardaki üretimin tehlikelerine işaret ediyorlardı. İhracatının  %80 i hazır giyim olan Bangladeş’te ülke ekonomisi bu ihracat kalemine bağlı ve milyonlarca işçi bu sektörde güvensiz bir şekilde çalışıyor.

  1. Bangladeşli İşçiler tehlikeli işyerlerinde çalışmayı reddetseler?

Sendikalaşma ve örgütlenme haklarının ihlali, ve derin yoksulluk ve çaresizlik ise işçilerin güvensiz işyerlerinde çalışmayı reddetme ihtimalini ortadan kaldırıyor. Rana Plaza’da çalışmakta bulunan işçiler bir gün önce binadan gelen sesler yüzünden o sabah iş başı yapmak istememişlerdi. Ancak işverenler tarafından “işbaşı yapmadığınız takdirde bir aylık ücretinizi keseriz” şeklinde tehdit edildiler.[2] Ayrıca girişte gerekli onarımların yapıldığına dair bir anons yapıldı.

Bangladeşte Hazr giyim işçilerinin %70 i kadın. İşverenler kadınları iş sahibi yaparak aile baskısından kurtardıklarını iddia etseler de bu aslında çoğu 30 yaşın altında olan genç kadınlar çalışma hayatlarında erkek işyeri sahiplerinin taciz aşağılama ve sömürüsüne katlanmak durumunda kalıyorlar. Resmi verilere göre bile bir işçinin geçinmek için ihtiyacı olan ücret 100 dolar iken, 38 dolar kazanıyor çocuklarına ve diğer aile bireylerine bu para ile bakmak zorunda kalıyorlar.[3] İşçiler açlıktan ölmekle, iş kazasında can vermek arasında tercih yapmak durumundalar. Ya evde aç bekleyen çocuklarınıza yiyecek götüremeyeceksiniz ya da o ölüm tuzağına gireceksiniz. Seçenekleri bunlar.

  1. Peki bu kadar büyük bir problemin çözülme ihtimali var mı, gelişmeler neler?

Evet var. Gelişmeler bu konuda ümidimiz olduğunu gösteriyor.

Bu gelişmeler neler peki?

Tazreen Fabrikasındaki yangının ardından Yerel ve Uluslararası sendikalar, Temiz Giysi Kampanyasının da içerisinde olduğu organizasyonlarla beraber “Bangladeş Bina ve Yangın Güvenliği Anlaşması” (BBYGA) hazırlandı.  2005 de çöken Spectrum Fabrikasından bu yana meydana gelen kazalara dikkat çekilerek burada üretim yapan tüm markaların mallarını yaptırdıkları işçilerin sorumluluğun almaları talep edildi. İki firma dışında bu çağrıya olumlu yanıt veren olmadı.

Rana Plazadan sonra durum değişti mi? Herhangi olumlu bir gelişme var mı?

Ne yazık ki, uluslararası markaların bu sorumluluğu almaları için Rana Plaza’nın çökmesi ve 1132 işçinin ölmesi gerekti. Rana plaza felaketinin ardından 100 ü aşkın uluslararası marka, milyonları aşan bir online kampanyanın da etkisiyle BBYG anlaşmasını imzaladı.  100’ü  aşkın uluslararası firma bangladeşteki hazır giyim sektörünün neredeyse yarısını oluşturuyor.

  1. “Bangladeş Bina ve Yangın Güvenliği Anlaşması” (BBYGA) İşçilerin Çalışma koşullarında gerçekten bir iyileşme sağlayacak mı?

Bu anlaşma ile Bangaldeşte üretim yapan uluslararası markalar üretim yaptırdıkları işyerlerini gruplayarak en riskli olanlardan başlamak üzere tüm diğer bileşenlerle beraber yapısal değişiklikler gerçekleştirmek zorundalar. 1 kasımdan itibaren bu işyerlerinin bağımsız denetçilerle denetlenmesi süreci başladı. Bu denetimlerin raporları kamuoyuna açık olacak. İşçiler ve sendikalar tüm süreçlerde merkezi bir role sahipler. Tüm anlaşmanın uygulama gözetim ve denetimi, ürünlerin fiyatlanması, yeterli finansmanın sağlanması, işçilerin eğitimi konularında yetkiye sahipler. Evet, bu anlaşmanın sonuçları itibariyle işçilerin hayatlarında bir düzelme sağlayacağını ümit ediyoruz. Bangladeşli işçiler için hayat ölüm meselesi olacak bir iyileşme. Ancak bu iyileştirmeler asgari ücretin belirlenme mekanizmasının işçiler lehine iyileştirilmesi, sendikalaşma örgütlenme haklarının tam olarak sağlanması, yeni bir iş yasası ile garanti altına alınmalı ve pekiştirilmeli.

  1. Markalar bu anlaşmaya uymazsa ne olur?

Bu anlaşma yasal olarak bağlayıcı. Yani altına imza koydukları hükümlere uymayan taraflar yasal yaptırımlarla yüz yüze kalacaklar.

  1. Peki kazalardan geride kalanlara ne oldu?

Rana Plazadaki felaketten kurtulanların %80 i kadınlar. Ve her zamankinden daha çaresizler. Çoğu işe geri dönemeyecek kadar sarsılmış. Yaralanma ve çeşitli uzuv kaybına uğramaları sebebiyle başka işlerde çalışamayanlar olduğu gibi anne babalarını kaybettikleri için tümüyle çaresiz kalan çocuklar da geriye kalanlar arasında.örneğin Tazreen fabrikası yangını resmi rakamlara göre 70 çocuğu anasız babasız bıraktı. Hem geride kalanların hem de çocukların hiç bir geçim kaynakları olmadığı için evden atılma tehlikesi ile karşı karşıya kışı beklemekteler.  Tazreen ve Rana Plaza’da zarar görenlerin acılarını hafifletmek ve hakları olan tazminatlarını uluslararası markalara ödetmek için Temiz Giysi Kampanyasının ve diğer kuruluşların mücadelesi devam ediyor.

  1. Peki Türkiyeli-yerli firmalar Bangaldeşte üretim yapıyorlar mı?

Evet. Türkiyeli firmalar Bangladeşin 20 milyar dolarlık hazır giyim ihracatının 600 milyon dolarlık kısmını gerçekleştiriyorlar.

Bundan emin misiniz?

Hem basında yer alan rakamlar hem de bu markaların mağazalarından aldığınız  ürünlerin üzerinde yazan made in bangladesh yazısı şüpheye yer bırakmıyor. Bangladeşte üretim yapan markaların yerli markaların başlıcaları: LC waikiki, De facto, Colins, Seven Hill, Mavi, Collezione, Batik, Little Big.

  1. Peki bu markalardan “Bangladeş Bina ve Yangın Güvenliği Anlaşması” (BBYGA) nı imzalayan bir marka var mı?

Bangladeş ile Türkiye arasındaki ihracatın önemli bir bölümünü gerçekleştiren ve hazır giyim pazarının en büyüğü olan LC Waikiki şu ana kadar “Bangladeş Bina ve Yangın Güvenliği Anlaşması” (BBYGA) nı imzalayan tek Türkiyeli marka.

 

  1. Belki de Türkiyeli markaların bu anlaşmadan haberi olmamıştır?

Temiz Giysi Kampanyası-Türkiye olarak LC waikikiye açık bir mektupla De facto, Colins, Seven Hill, Mavi, Collezione, Batik, Little Big markalarına, bu markaların yetkililerine özel birer mektup göndererek durumun aciliyetini anlatarak kendilerinden bu anlaşmaya imza atmalarını istedik. Ancak  LC waikiki hariç hiç birinden herhangi bir yanıt almadık.

  1. Yanıt vermelerinin, anlaşmayı imzalamalarının bir yolu bizim yapabileceğiz bir şey var mı?

Bu markaların üzerinde etkili olabilecek yegane güç sizsiniz. Zira bu markaları marka yapan da piyasa da var eden de sizin tercihleriniz sizin bu markaları tercih edip etmediğiniz. Bu yüzden yardımınızı istiyoruz. Bangaldeşte ölüm korkusu ve açlık arasında tercih yapmak zorunda kalan işçiler için başka bir yol açabilir onların daha güvenli bir çalışma ortamına kavuşmalarına katkıda bulunabilirsiniz. Markalar milyonlarca lira harcayarak oluşturdukları “imaj”larının sizin gözünüzde değer kaybettiğini fark ettiklerinde fikirlerinizi ciddiye alacaklardır.

  1. Bunu nasıl yapabilirim?

Bu linke tıklayarak De facto, Colins, Seven Hill, Mavi, Collezione, Batik, Little Big markalarının yetkililerine bir mektup göndererek bir müşterileri olarak anlaşmayı imzalamalarını talep edebilirsiniz.

 


[1] Rana Plaza’daüretim yapan markalar. Adler Modemärkt (Germany) Benetton (Italy)Bon Marche (UK)Camaieu (France) Cato Fashions (US) Children’s Place (US)Cropp/LPP (Poland) El Corte Ingles (Spain)Loblaws (Canada) Kids for Fashion (Germany) Kik (Germany)Mango (Spain) Manifattura Corona (Italy)Matalan (UK)

NKD (Germany)Premier Clothing (UK)Primark (UK)Store 21 (UK)T

Texman (Denmark)  Walmart (US): claims that it did not permit production at one of the factories housed in Rana Plaza, but does not deny evidence found on-site proving that one of their contractors had produced jeans in one of the factories less than a year before the collapse.  YesZee (Italy): labels were found at the site, the company admitted in a phonecall with the CCC that it was sourcing at one of the Rana Plaza factories through an agent. The company has since threatened CCC with legal action if its name is linked with Rana Plaza in public communications.Carrefour (France) label was found in the rubble, but the company continues to deny any relationship with the Rana Plaza factories. Auchan (France) have not acknowledged production, but the company has suggested that unauthorized subcontracting was possible.

Companies that produced at Rana Plaza or worked with agents buying from factories located in the building, although claiming it was before 2012, include:

C&A (Germany/Belgium) Dress Barn (US) Gueldenpfennig (Germany) Lefties/Inditex (Spain) – Receipts found in the factory suggest that Lefties production was being carried out as late as October 2012 – Mascot, Pellegrini

JC Penney (US) Lee Cooper /Iconix (US) labels were in the rubble, but the companies have not denied or acknowledged production at any of the Rana Plaza factories. Other brands may have been sourcing from the factories, but have so far failed to admit production.

 

[2] Rana Plaza’dan sağ kurtulan Rabeya :“o gün işe gitmek istemedim. Ama o gün işe gelmezsek o ayın ücretini alamayacağımız söylenerek işveren tarafından tehdit edildik…tavanın bir parçası üzerime düştü…bacaklarım metal kalasların arasına sıkıştı, büyük bir duvar göğüsmün üzerine düşerek göğüs kafesimi kırdı. Sıkıştığım yerden çıkabilmem tam iki saat aldı…”

 

[3] “anneciğim, babacığım lütfen beni affedin. Sizin için ilaç alamayacağım bundan sonra. Kardeşim anne ve baba bundan sonra sen bakabilir misin?” Rana Plazadaki bir işçi kadının ölü bedeni üzerinde bulunan bir not.