Sosyal medyada 16 Şubat tarihinde yapılan bir paylaşım birçok insanı rahatsız etti. İzmir Işıkkent Ayakkabı Sitesinde imalatçı olan Ş.K., Suriyeli çalışanını tartaklarken çektiği selfieyi Facebook sayfasından paylaşmıştı. Tartaklandığı anlaşılan Suriyeli işçiyi diziyle ezen Ş.K. paylaşımda şu ifadeleri de kullandı: “Türk’ün Suriyeli’ye intikamı”. Fotoğrafın altındaki yorumlarda ‘neden böyle yaptığı’ sorulduğunda ise ‘işe geç kalmanın cezasını kestiğini’ belirtmişti. Sosyal medyada oluşan tepkiler üzerine bir kaç gün içinde Ş.K. gözaltına alındı.

Bu durum hâlihazırda ülkemizde özellikle göçmen ve güvencesiz olarak çalışanlara reva görülen muamelenin resmini vermesi açısından oldukça anlamlıdır. Gözümüze sokulan fotoğraf sadece basit bir hor görmeden ibaret değildir, içinde ırkçılık ve ekonomik sömürünün de işaretlerini veren dehşet verici bir tablodur. Maalesef ülkemizde işçiler güvencesiz bir durumda çalışmaktadırlar. Bırakın hakkaniyetli ücretlendirmeyi, sözlü tacize(mobbing) uğramakta, fiilen dövülebilmekte ve tartaklandıkları fotoğrafları rahatlıkla kamuya açık yerlerde paylaşılabilmektedir. Kölelik dönemlerini hatırlatan bu gibi durumlar ancak pervasızlığın iyice ayyuka çıktığı paylaşımlarla ve kayıtlarla gündeme gelebilmekte, kamu otoritesi ise ancak sonrasında devreye girmektedir.

Ortalama bir hukuk devletinde işverenin bırakın çalışanlarının işine son vermeyi, haklarını bile vermediğinde tedirgin olması beklenirken ülkemizde maalesef kamuoyu baskısıyla ve fark edilebildiğinde ancak yaptırımlar ve ceza mekanizmaları devreye girmektedir. Sadece Suriyeliler için değil iç göçlerle batıdaki imalathanelerde insanlık dışı koşullarda çalışmak zorunda kalan işçiler için de denetimsizliğin hüküm sürdüğünü biliyoruz.

Temiz Giysi Kampanyası olarak giydiğimiz kıyafetlerden sorumlu olduğumuzu ve tarihin tozlu sayfalarında kalmasını temenni ettiğimiz köleliği andıran insanlık dışı çalışma koşulları ve uygulamaların sürgit bir vaka olarak devam etmemesi gerektiğini özellikle vurguluyoruz.

Markalar, kendi tedarik zincirlerinde olabilecek her türlü hak ihlallerinden sorumludur. Bu yüzden denetim mekanizmalarına küçük taşeron işyerlerini dahil etmeliler. Tedarik zincirleri konusunda şeffaf olmalılar. Kendi ürünlerini ürettirirken, bütün uygulamaları ve bu uygulamaların yol açabileceği sıkıntıları bilmeleri gerekir. Üretim yaptıkları yerlerde; örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere, iş güvenliği işçi sağlığı, yasal çalışma saatleri, yaşanılabilir bir ücret ve işçilerin onurlu bir hayat sürmeleri için gerekli olan bütün koşulları sağlamalıdırlar.

Tüketiciler ise alacakları ürünler konusunda daha hassas olmalılar. Alacakları ürünün işçi haklarına saygılı bir şekilde üretilip üretilmediğini sorgulamalılar.

Bununla birlikte denetim mekanizmasının sağlıklı işletilerek insanlık dışı uygulamaların kanıksanmasının önündeki en büyük engelin hukukun işletilmesi olduğunu hatırlatarak; yürütmeden sorumlu olan makamları daha duyarlı olmaya ve sadece olaylar ayyuka çıktıktan sonra değil, gizlide kalan yüz kızartıcı olayların önüne geçmeleri gerektiğini de özellikle vurguluyoruz.

Sadece ekonomik sömürünün değil nefret söyleminin de ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini düşünüyoruz.

Ş.K. gibi üretim yapan üreticilerin ve işverenlerin sadece gelen tepkilerden sonra gözaltına alınmasının yeterli olmadığını, sağlıklı ve caydırıcı mekanizmaların insanlık onurunu inciten bu gibi olaylar yaşanmadan işletilmesi gerektiğini özellikle belirtiyoruz.

Tüketicilerin de işletilmeyen hukukun işletilmesinde ısrarcı olmaları gereğini ayrıca hatırlatmak istiyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Temiz Giysi kampanyası, CCC Turkey